WING CHUN TARİHİ ve TANITIMI

Wing Chun’un tarihi 400 yıl kadar önceye gitmektedir. Çin, 1644-1711 döneminde Mançuryalılar tarafından idare edilmiştir. Bu dönemde nüfusun % 10’unu teşkil eden Mançuryalılar, % 90’ı teşkil eden yerel Çinlileri yönetmişlerdir.

Baskıcı ve ayrımcı yönetime karşı mücadele eden halkın silah kullanması yasak olup, gizlice faaliyet göstermekteydiler. Halk genelde manastırlarda örgütlenmiş, buralarda saklanmış ve otoriteye karşı mücadelede buraları merkez almışlardı. Bu manastırlar içerisinde de Shaolin Manastırı oldukça ünlüydü. Tarihsel kayıtlara göre, bu manastırlarda isyancılar gündüz rahip kılığında olağan faaliyet göstermekte, gece ise baskıcı idareye karşı isyan faaliyetlerini organize etmekteydiler. İsyancılar birbirlerini tanımada elleriyle yaptıkları bir tür selamı kullanmaktaydılar. Bu daha sonra Wing Chun selamı olarak yerleşmiştir. Ellerden biri güneşi diğeri ise ayı temsil etmekte veya yin-yan anlamına gelmektedir. Nitekim Wing Chun’da teknikler yin-yan prensibine göre cereyan eder. Gerçek rahipler dışında rahip kılığına giren isyancılar da bu manastırlarda saklanmış ve faaliyet göstermişlerdir. Rejim isyancıların manastırlarda saklandığını, örgütlendiğini ve faaliyet gösterdiğini anlamıştır. Bu manastırlara casuslar göndermişlerdir. Bunu fark eden rahipler ve rahip olmayan isyancılar etkin, hızlı, basit, etkili, pratik, bilimsel, çabuk öğrenilen ve şartlara göre olumlu sonuç veren bir savaş veya savunma ve saldırı sanatı geliştirmişlerdir. Akabinde Mançurya Hükümeti tehdit olarak algıladığı Shaolin manastırını yok etmek üzere buraya asker göndermiştir. Askerler manastırı ateşe vermek suretiyle yıkmışlar, rahipleri de öldürmüşlerdir. Bu katliamdan 5 rahip sağ olarak kurtularak kaçmayı başarmıştır. Kurtulanlar; Ng Mui, Chi Shim, Bak Mei, Fung Do-Dak and Miu Hin kaçmışlar ve farklı bölgelerde izlerini kaybetmişlerdir. Bu beş kişiden ikisinin yolları daha sonra bir anlamda kesişmiştir; bunlar rahibe Ng Mai ve rahip Chi Sim’dir. Rahip Chi Sim Red Operaya ait gemilerden birinde aşçı kılığında çalışmaya başlamıştır. Ng Mai ise dağlara kaçmıştır. Ng Mai dağlarda bir manastırda kaldığı dönemde beyaz turna ve yılanların kendilerinden daha güçlü rakiplerle başa çıkabilmelerinden esinlenerek basit ve kısa (konsantre) bir stil geliştirmiştir. Bu sadece beş etkili hareketten oluşmaktaydı.

            Rahibe Ng Mai saklandığı bölgede Yim Wing Chun isimli yerli halktan bir kızla tanışmıştır. Kız Leug Bok chau ile nişanlıdır. Nişandan hemen sonra annesini kaybeden kızın babası da haksız bir şekilde cinayetle suçlanmakta ve aranmaktadır. Öte yandan o bölgede yerleşik bir zorba, Yim Wing Chun’un rızası hilafına ona kendisiyle evlenmesi için baskı yapmaktadır. Tehditler ve baskılardan haberdar olan Ng Mai geliştirdiği dövüş tekniğini Yim Wing Chun’a öğretir.  Yim Wing Chun zorbayı düelloya davet eder ve onu yener. Daha sonra da nişanlısıyla evlenir. Sanatı eşi olan     

 Leug Bok Chau’ya da öğretir. Kocası da bu dövüş sanatına Wing chun ismini verir ve o da bu sanatı başkalarına öğretir.

            Öte yandan rahip Chi Sim de Red Operaya ait gemilerde aşçılık yaparken kürekçi olan Leung Yee Tai ile karşılaşır. Onun işini yaparken çok iyi bir duruş tekniğine sahip olduğunu gözlemler. Ona Shaolin Long Pole (uzun sopa) tekniğini öğretir. Bu arada, Leung Yee Tai ile Wong Wah Bo, Red Opara’ya üye ve arkadaştırlar. Birbirlerine dövüş sanatlarıyla ilgili bildiklerini aktarırlar. Uzun sopa günümüzde Wing Chun’un bir parçasıdır. Foshan’da Dr. Leung Jan isimli bir eczacı ile karşılaşırlar. Dr. Jan, Tai ve Bo’nun öğrencisi olur. WT’yi öğrenir. Doktor Jan’ın sanatın hem soft hem de hard versiyonunu bildiği söylenmektedir. Doktor Jan 300’ün üzerinde sokak kavgasında asla yenilmez. Kendisi Wing Chun yumruk kralı olarak adlandırılır.

Doktor Leung Jan’ın, Chan Wah Shun isimli kendisine komşu para işleriyle uğraşan bir tacir arkadaşı vardır. Tacir Shun da dövüş sanatı bilmektedir. Doktordan kendisine Wing Chun’u öğretmesini ister. Doktor da sanatı Shun’a öğretmek istemez. Zira iki oğlu Leung Chun ve Leung Bik ile Wooden Man Wah (Tahta Adam Wah) isimli toplam üç öğrencisi vardır. Tacir Wah gizlice Doktorun özel derslerini izler. Ayrıca Doktorun çocukları dışındaki tek öğrencisi olan Wah’dan ders alır. Tacir eksik yönlerini bu derslerle giderir. Daha sonra da Doktorun oğluna meydan okur. Oğul Leung Chun taciri idarede zorlanır. Bunun üzerine Doktor taciri, hem öğrencisi olarak kabul eder hem de ona akapunktur ve alternatif tedavi yöntemlerini öğretir. Tacir Wah da WT öğretmeye başlar. Toplam da 16 öğrenci yetiştirir. Bunlardan biri de Yip Man’dır.

WT yıllar boyunca hızla duyulmuş, benimsenmiş ve yayılmıştır. Farklı WT klanları bu sanatı icra etmiştir. Toplamda 10’un üzerinde aile vardır.

Yip Man, öğrencileri ve bunlardan Bruce Lee sayesinde, sanat çok popüler olmuştur.

Wing Chun durağan değil, dinamik, gelişen evrimine devam eden bir savunma sanatıdır. Müsabaka sporu değildir. Temel prensip, ilke ve kurallarını korumaktadır. Esasen WT iki katmandan oluşmaktadır; Çekirdek ve Dış Katman. Çekirdek orijinal temeldir. Dış katman ise bu temel üzerine inşa edilen binadır veyahut o çekirdeğe dayalı değişen kısımdır. Bunu değiştiren başarılı icracılardır. Bu bina icracılar sayesinde zamanla değişmektedir. Ancak temel aynıdır.

Wing Chun’da Formlar, Stiller, Teknikler, Driller vardır.

 

  1. Siu Num Tao (1. Form)
  2. Chum Kiu (2. Form)
  3. Biu Jee (3. Form)
  4. BCDF (Kılıç Formu)
  5. LDBKF (Uzun Sırık Formu)
  6. WOODEN DUMMY FORM (Tahta Adam Formu)
  7. STICK (sopa), KNIFE(bıçak), ARM(silah), ROPE(ip), CHAIN(zincir), POLE(sırık) ve Bunların birbirlerine ve çıplak ele karşı savunma ve saldırıları)

Yukarıda sayılanlardan bir kısmı Özel kuvvetler, Polis ve Asker Güvenlik Birimlerine öğretilmekte, bir kısmı ise öğretilmemektedir.

 

Her savunma sanatı değerlidir. Savunma sanatlarının felsefesinde mütevazilik, alçakgönüllülük, sükunet yatar. Bu anlamda her bir sanat diğerleriyle karşılaştırılabilirdir (comparable). Savunma sanatları bir anlamda da kişinin kendisini, ve, diğerlerine ifade biçimidir. Bu bakımdan bakış açısıdırlar. WT; Bruce Lee’nin dediği gibi kişinin kendisini ifade etme tarzıdır.

Genelde savunma sanatlarında bir sistem vardır. Bir kısmı ise sonludur. WT; dipsiz bir kuyu, sistemsiz bir sistemdir. Onu başarılı bir şekilde icra eden kişi sayısı kadar da varyasyonu vardır. Ancak öz, prensip, ilkeler aynıdır. Sunum farklıdır. Aynı tiyatro gibidir. Farklı oyuncular, aynı oyunu sunarlar. Fakat bazısı rolünü oynar, diğerleri role bürünür, bir kısmı da rolle bütünleşir, rol olurlar; rolü ve oyuncuyu ayırdetmek zordur. Dünya da yüzbinlerce kişinin WT yaptığı söylenmektedir. Fakat oyun aynı olmakla beraber, performans farklıdır. Amaç rolü gerçeğe (doğaya, doğala) en yakın oynamaktır. Yani rolle fiziken ve mental olarak bütünleşmektir.

Her savunma sanatı özeldir, kendine özgüdür, değerlidir.

WT nedir? WT emek-saattir, kendini ifade etmektir, disiplindir, azimdir, ilerlemektir, terdir, hayatı anlamaktır, güvendir, cesarettir, korkudan korkmamak ondan beslenmektir, insan vücudunu tanımaktır, doğanın işleyişini, doğanın ve ben’in sınırlarını ve sınırsızlığını izlemek ve farketmektir. WT öte yandan paylaşmak, dostluk, güvenmek, ekip olmak, kararlı olmaktır, düz yürümektir, belki yeniden yönlendirmektir, hedefe optimum bir şekilde varmaktır, gereksizi atmaktır, pratik olmaktır, gerçekçilik ve bilimselliktir, araçları etkin, verimli, ve yeterli kullanmaktır. Yani iktisat teorisindeki çok bilinen; ekonomide pareto optimumda olmaktır. Hayatın bir alanında öğrenilen şeyler, diğer alanlarda da geçerlidir; Örneğin, dürüst olmak, bir şeyi sevmek veya severek yapmak, işini ciddiye almak, özenli olmak, disiplin, güven, basiret; hem özel yaşama hem de profesyonel yaşama uyarlanabilir.  

WT’de prensipler, ilkeler çekirdeği oluşturmaktadır. Araçlar; formlar, driller, teknikler vd’dir. Amaç en iyiye, mükemmele varmaktır. Bu sanatı yapan, etik değerler ve insan kalitesi açısından asgari değerleri taşımalıdır. Sisteme yakışmayan kişilere öğretilmesi söz konusu olamaz. Amacı dışında kullanılması da tasvip edilmemektedir. WT kendi başına bir okuldur. Öğrenilen her şey hayatın diğer alanlarıyla kesişmektedir. Atalarımızın söylediği gibi, insan yaşadıkça aslına döner. Aslında WT yaparken de aslımıza yani doğaya dönüyoruz. Arayış da doğalı, doğayı bulmaya yöneliktir.

Gerçek WT öğrenimi 12. Dereceden sonra başlar. Çünkü yapılan hareketlerin gerçek anlamı ilerledikçe ve daha iyi anlaşılır. Aslında bazı üstatların söylediği gibi, WT öğrenimi dil öğrenimine benzer. Önce alfabe harfler, sonra heceler, kelime, cümle, paragraf, yazı, kompozisyon, kitap vs. Dil öğreniminin de sonu yoktur. Aynı şeyler WT için de geçerlidir. Yabancı bir dili tam öğrenmek diye bir şey çok zordur. Ama dili iyi kullanmak, ona hakim olmak, kendimizi iyi ifade etmek, amaç budur. Üstelik bu sanat genç, yaşlı, kadın, erkek hepsi tarafından icra edilebilir.

WT kişiye ne kazandırır? Emek vermeyi, kendine güvenmeyi, ortak bir amaç için azimle çalışmayı, paylaşmayı, bir konuya yeterince odaklanmayı, bir hedefe yürümeyi, zorlukları aşmayı, dostlukları koruma ve geliştirmeyi, özenli basiretli olmayı, çalışarak elde etmeyi ve bunu korumayı, kendini ifade etmeyi, doğayı, hayatı ve insan vücudunu daha iyi tanımayı sağlar. Prensipleri hayatın diğer alanlarında da geçerlidir.

WT’de Öğrenci dereceleri, Tekniker Dereceleri ve Sifuluk vardır. 12 öğrenci derecesi vardır. Her yıl seminerler yapılmaktadır. WT’de ilerlemenin sonu da yoktur. Bir başka kural da şudur;

“The skill is the rank, the rank is not the skill.”

Yani kıdem(derece/rütbe) yetenek değil, ama yetenek kıdemdir/rütbedir, yani çalışmak ve elde edileni korumak gerekiyor. Basitlik, etkinlik, bilimsellik, pratiklik, gerçekçilik, prensip ve ilkeler onu diğer sanatlara kıyasla farklı kılıyor. Bu sanata kalite ve marka değeri kazandırıyor. Diğer bir konu ise, telaş, acelecilik öğrenmeyi geciktiriyor. WT’de ilerlemede kısa yol yok. Bununla birlikte yatkınlık önemli. Çok çalışmak, sindirmek ve uygulamak, partnerli çalışmak ilerlemeyi hızlandırıyor. Tüm araçları kullanmak önemli (dummy, partner, farklı kişilerle çalışmak, modern ve geleneksel çalışma pratiklerini denemek, vd). Özellikle farklı icracıları izlemek, onlarla çalışmak bakış açısını zenginleştiriyor, etkinliği artırıyor. Bir noktaya kadar düşünmek, sonra düşünmeden doğal olarak hareketleri yapmak; önce beyne öğretmek sonra kasa öğretmek, sonra da düşünmeden doğal olarak içten gelerek (inherently) sanatı icra edebilmek; süreç böyle işliyor. Tabiki doğa kuralları burada da işliyor.

Diğer bir konu da, WT’de kişinin bir yanı daima öğrenen konumunda. Sürekli de kişinin kendisini bilemesi, yani çalışmayı devam ettirmesi gerekiyor. Bu anlamda WT, jimnastiğe benzetilebilir.

WT’yi meslek edinerek veya edinmeden geliştirerek öğrenci yetiştiren Kurucular, Sifu ve Shinglere müteşekkiriz. Çünkü ham bir maddeyi alarak sabırla, özenle işliyorlar ve birbirinden farklı ürünler ortaya çıkıyor. Bu nihai çıktılar da üretim sürecini aynen devam ettiriyorlar. Tam bir usta-çırak ilişkisi. Halihazırda WT öğrenen ve öğretenlerin; sosyal, kültürel, kişisel ve her türlü özellik, yapı ve kompozisyonlarına bakıldığında da, tablonun bu sanata ayrı bir değer kattığı aşikardır.